17 Nisan 2019 Çarşamba

YOLLAR


Bu yollardan geçtim 
çok olmadı
Güneş henüz ısıtmıyor 
Işığında mutlu oluyordum
Hala pek ısıtmıyor güneş,
Hatta yüzünü hep saklar oldu 
ama yollar cazibesini hiç kaybetmedi
değişen sadece rüzgarın hızı 
ben aynı tonda nefes alıp 
veriyorum
Şükür 



Ayşegül Ahfa - Yollar

RUHUM


5 Nisan 2019 Cuma

KOÇ BURCUNDA YENİ AY... "HAKİKATİ FERDİYYE"... ALPHERATZ




"MATLA’ Beyit: Şeb ki miftah-ı meh-i nev ola gencine-güşâ / Kıla peymâne-i gerdûnu cevâhir-peyma. — (Fuzûlî)… “Gece ki yeni AY anahtarı hazinesini açar — Dönen şarab kadehi cevher ölçsün!”… Şarab: Tasavvufta hakikat. Sırr." (Ölüm Odası B/Yedi - 164)

Fuzuli'nin saçtığı kelimelerin ateşindeki ruh kamçılıyor, okurken nefesimizi kesiyor ve sunduğu hakikat şarabında sarhoş olmak kadar, bir o kadar aklı başında olmanın halini anlatıyor. Hem sarhoş hem aklı başında! Yaratılış sırrının ateşinden bir şule, cevhere yol alır mı? 

Koç burcu, yaratılış ruhunun saf ateşini temsil eder. Tüm varlığını ve kimliğini ortaya koymaktan çekinmez. Sabırsız, çocuksu ve istediği şeyi hiç düşünmeden, spontane bir şekilde ortaya koyar.  Öyle ki bu uğurda savaşır, gerektiğinde başını da vermekten çekinmez, hatta düşünmez bile o esnada ölümün soğuk nefesini. Çünkü o alev almıştır bir kere. Ve esasında birey olmanın bunu özgürce ortaya koyabilmenin adı. 
 Koç burcunun vücutta başı temsil etmesi ve yönetmesi dikkat çekici. 

Yunan mitolojisinde Ares, Roma'da ise Mars diye geçer. Araplar ise ona Merih derler. Koç burcunun yöneticisidir. Ateş elementi ve öncü grub içinde bulunuşu, pek çok yenilik ya da hareketin başını temsil eder. Meydan okuyucu mizacı hayat içinde hep gardını almasına ve savaş pozisyonunda durmasına sebep olur. Saldırgan tutumu ile dikkat çeker. Genel olarak askerler, komutanlar ve yöneticiler üzerinde hakimdir. 

Güneş'in de Koç burcunda oluşu ve bu burçta yücelmesi ile bu ay, her türlü cesur girişimler, hareketler ve mücadeleler açısından, özgüveni yüksek, patlamaya hazır bir bomba gibi... Tıpkı dallarda vakti gelen tomurcukların patlayışı gibi... Tıpkı dağlarda donan karların eriyip yere coşkuyla akışı gibi... Yaşam üzerindeki her şey çok büyük bir coşkunluk, yepyeni bir diriliş ile yeniden yaratılıyor. Yaratılışın sonsuz çeşitliliği karşımızda tüm güzelliği ile arz-ı endam ediyor. Yaşam çeşmesinden fışkıran "Hayat Suyu" canlılığını tüm tabiat içinde ve insanda kendini ortaya çıkarıyor.

 Her şeye şamil bu yüksek kuvvet, insanoğlunu nasıl da sarıp sarmalıyor. "Her şeyin başı önemli"... "Balık baştan kokar"... "Akılsız başın cezasını ayaklar çeker", gibi daha pek çok deyim ile Koç burcu manasının hayatımızdaki önemini idrak edebiliriz. Hatta hz. Ali' nin meşhur;

"Herkes sonundan korkar ben ise başından korkarım"

 dediği hakikat, hem ilminin hem de idrakinin derinliğindeki keskin görüşü bize sunuyor. 

Her şeyin başlangıç anı ve nasıl başladığı çok önemli. Bütün her şeyin sonunun nasıl geleceğini anlamak için başına, yani
başlangıç anına dönüp bakmak gerekir. Doğum anı haritalarının can alıcı özelliği bundandır işte.

FERD OLMANIN ZORUNLULUĞU

"Herkesin hakikati kendine. Hakikatin hakikati ise, TEK FERDİN HAKİKATİNDE. Bu tek fert de, topyekun zaman ve mekanın emrine verildiği, varlığın yüzüsuyu hürmetine yaratıldığı, "Gaye İnsan - Ufuk Peygamber" olarak Allah'ın sevgilisidir; Hakikati Ferdiyye, Ferdin Hakikati... Allah'ın "Sen olmasan, sen olmasan, alemi yaratmazdım", dediği Gaye İnsan - Ufuk Peygamber." 
(Necip Fazıl'la Başbaşa - Salih Mirzabeyoğlu)
Özgürlüğü ve ferdin hakikatini ifade ancak Allah'ın Sevgilisine ram olmakla anlayacak ve onu taklid etmekle dahi insan olmanın manası mayamızda açığa çıkacak ve kendimizi bileceğiz. İşte hakiki fert o dur ki nefsinde o güzel ahlakın esiri olarak hür, bağımsız ve Hakk'ın savaşçısı olarak var olacaktır. Öyle ki Hakk'a kulluk ile hürriyet bulmuş olan özgürlük savaşçısı, hakkın ve adaletin tesis edildiği bir düzen dışında yaşayamaz, nefes alamaz, rahat bulmaz.

İşte tam da burada başlangıçları temsil eden yepyeni bir Ay ile karşı karşıyayız. Nasıl başlıyor ve neye niyet ediyorsak güzellik ve hayır dileyelim.

EL RISHA MENZİLİNDE AY ve GÜNEŞ 

Bu menzil yüksek dereceler ve makamları temsil eden bir menzil. Şaban ayının girişini temsil eden bu gece, bu menzilde kulları için Rabbimiz yüksek vaadler veriyor. Çünkü özellikle bahşedilen dereceler, yüksek manevi mertebeler ile de çok yakından alakalı. Elbette kul yüksek derecelere ermek için değil Allah için yapar yapması gerekeni ve Allah da kulunu mükafatsız bırakmaz. İşte öyle bir ay... Allah için yapılan iğne ucu kadar dahi bir iyilik, güzellik, merhamet, adalet ve başkalarına yardıma ve hizmete koşmak adına ne varsa, karşılığı bir hayli güzel ve yüksek vaadler içeriyor. Zaten bu güzel ayın teması da bu değil mi? Her türlü olumsuz ve çirkinliklerden uzak durarak kulun kendi nefsini Rabbinin emrine terketmesi güzellikle. 

"Beni peygamberliğe seçen (Allah'a) and olsun ki, kim bu ayda bir hayır ve iyilik kapısına yönelirse, tuba ağacının dallarından birisine tutunmuştur ve o, onu cennete ulaştırır. Kim de bir şer kapısına yönelirse, bu günde, zakkum ağacının bir dalına tutunmuştur ve o, onu ateşe götürecektir.”

Niyet ve amel ikilisi birbirinden ayrılmaz bir bütün. Bazen insanlar 
yaptıkları iyiliklerin ters teptiğinden bahsederler. İşte orada durup 
nefsi bir temiz hesaba çekmemizi ister manevi büyüklerimiz. 
Nefsin niyetinde mutlaka o iyiliği bozan çirkin düşünceler var. Çünkü niyet ne kadar saf ve halis olursa ve ne kadar olumsuz ve kötü düşünceden uzak olursa o kadar kemal mertebede karşılık bulur. Kemal derece saf bir niyet ise " Nefsi Safiyye" mertebesini işaret eder. Yani nefste Allah' ın razı olmadığı hiç bir fikir, düşünce, his ve hareket kalmamış olur. 

"Ameller niyetlere göredir"

hadisi şerifi de, günümüz modern ve populer söylemlerinden biri olan "düşünce gücü, enerji, olumlama" gibi her şeyin özünü bir çırpıda anlatıveriyor. Manevi dinamiklerimiz içinde tüm bu popüler söylemlerin, özü ve hakikati bulunur iken, müslümanların da aynı furyanın peşinde koşarak, hani kendi evindeki hazinesinin farkında olmayan bir körlüğü ya da belki de kasıtlı bir propagandayı içeriyor olabilir. Nasılsa anlayış bir kere bozulmaya görsün...

ALPHERATZ YILDIZI 

Andromeda galaksisinin en mühim yıldızlarından biri Alpheratz, Prensesin başının üzerindeki güçlü, beyaz - mor ikili yıldız...

"Özgürlük, eylem, hareket kabiliyeti ve hız verir." ( Bernadette Brady)

"Venüs doğasında olan Alpheratz'ın şans, zenginlik, itibar, özgürlük ve aşkla ilgisini ortaya koyar." ( Janus )

"Bağımsızlık, özgürlük, aşk, iyi yaşam, itibar ve keskin zekadan konuşur" ( Robson ) 

"Venüs - Jüpiter etkili bu yıldızın, temel olarak ruhaniliği yüksek insanlarda pozitif yani olumlu etki verdiğini belirtir." ( Vehlow )

"İyi kaderin sonuçlarına, iyinin zaferine, ve terfi edilmeye karşılık geldiğini söyler." ( Felber ) 

 14 derece Koç burcundaki bu yıldızı haritalarında taşıyanlar için güzel kısmetler ortaya çıkarıyor. 

Güneş ve Yeni Ay'ın böyle güzel bir menzilde böylesi kısmetli bir yıldız ile kavuşum yapması; yeni, canlı, dinamik, özgür ve manevi anlamda yüksek idrak seviyelerine erişilebileceğini gösteriyor. Özellikle manevi, ruhani ve kalbi yetenekleri kuvvetli olan kişiler üzerinde daha yüksek seviyede hareket ediyor oluşu dikkat çekici. Zaten hiç bir yüksek seviyeli yıldız yok ki, manevi seviyede yüksek bir kalb derecesine ulaşamadığı sürece, bedbaht veya sıkıntılı bir sürece doğru terbiyeyi sürüklemiş olmasın. Büyük şans bir anda şanssızlığa dönüşüverir. Rabbin terbiyesine uygun amel etmek yani buna uygun hareket edebilmek, her şeyin özü. Şu meşhur ayeti kerime aklıma geldi bunları anlatırken. Yazmadan geçemeyeceğim;

"Sana güzellikten ne ererse bil ki Allah'tandır. Kötülükten de başına her ne gelirse bil ki nefsindendir" (Nisa: 79)

Saturn ( Oğlak ) - Güneş ve Ay ( Koç )

Hem yeni Ay'a hem de Güneş'e kare açı yapan Saturn'ün zorlukları işaret ettiğini söylemem gerek. Tabiatın doğasında asla kesilmeyen bir terbiye akışı var. Saturn yöneticisi olduğu Oğlak burcunda ve üstelik Güney Düğüm ile kavuşum yapıyor ve Pluto ile  tam kavuşuma doğru ilerliyor. Ne demek şimdi bu? 

Belde menzilinde gerçekleşen bu kavuşum, gerek ilişkiler gerekse ticari işlerde sıkıntı ve baskı altında çok sıkı bir dönüşümü işaret ediyor. Mumit esmasının yönetici olduğu bu menzilde artık bırakılması gereken eskimiş ve köhne yapıların, düşünce ya da davranış modellerinin terkedilmesi gerekliliğinin zorunluğunu gösteriyor. Ya zorla bırakmak zorunda kalacak ya da bunun gerçekten farkına vararak hiç bir zorluk ya da baskıya maruz kalmadan, bu süreçte zarar görmeden, görülmesi gerekeni görüp, yapılması gerekeni yapacak. Elbette bunun burada yazıldığı gibi kolay olmadığını biliyorum. Hele ki söz konusu bu menzil ise; nefste çok sıkı yer tutunduğunu ve kökleştiğini anlıyorum. Tabiri caizse insana "canından can kopuyor" hissi verir. 

Toprak elementini temsil eden bu menzil, toprak seviyesinde bir nefsin Rabbine teslim oluşunu anlatıyor. Toprak seviyesinde ve Mümit esmasının yönetiminde Rabbin terbiyesi;
 kulunun kendisine, tıpkı bir ölünün toprağa girişi ile başına gelecek hiç bir şeye gücü yetmeksizin teslim oluşu gibi teslim olmasını temsil ediyor. 

Bir yanda yeni fırsatlar, yeniden doğuş ve yeniden tazeleniş, sabırsız bir yürek, yüksek mertebeler, ama diğer yanda kaide, kurallar ve sistemin çökmüş ve köhne yapısı ile karşımıza çıkan zorlukları var. Bu ölmüş olan yapıyı yeniden dönüştürmeden yeni bir diriliş ile dirilmek mümkün mü? Hem çökmüş ve bitmiş olanı devam ettirmek isteyeceğiz, hem de yeniden bir diriliş ile yüksek mertebelere çıkacağız ve mutlu olacağız? İşte süreç bunun zorluğunu ve hatta olamayacağının darbesini vuruyor.

Saturn Pluto ve Güney Düğüm ile açığa çıkan, geçmişten beri taşıdığımız yüklerin, artık sırtımızda çürüdüğünü de gösteriyor. Çürüyen ve kokmuş olan tüm anlayış, bakış açısı,ahlaki çöküş, kurallar hatta yasalar... 


kör, bağnaz, tutucu ve "Nuh der peygamber demez" davranışlarının yoğun baskısının hissedildiği zamanlar... Her tarafta görülen yapının  yozlaşmış bir noktaya doğru geldiği. Bir takım düzenlemelerin sırf topluma yeni şeyler yapılıyormuş hissi verilerek yapılmasından çok, hakiki bir "adalet sistemi"nin kurulmasının zorunluluğu ve baskısı da devlet yöneticilerinin ve sistemin bağnaz bağlılarının üzerinde bir ölüm orağı gibi duruyor. Tabii sembolik bir anlatım ile yapıyorum bunu. 

Taraflar birbirlerini tehdit ediyor, aba altından sopa gösteriyor ve süreci işin içinden çıkılmaz bir hale doğru sürüklüyor, güç savaşları .(Güneş Koç - Saturn Oğlak) Halkın sabırsızlığı ve yenilenme ihtiyacı ise gözden kaçmıyor. Ama yıldızlar sadece değişim içeren ama yenilenme içermeyen hiç bir değişimi de onaylamıyor malesef. Köklü değişim ve dönüşümlerin önü açılmadığı sürece, toplum sonu olmayan bir baskı, korku ve geçmişin travmatik yüklerinden kurtulamayacak.

Türkiye haritasında gözlenen ise; yedinci evde gerçekleşen bu baskı ve dönüşümün zorunlu olduğu alan, dış ülkeler, uluslararası ilişkiler ve ticaret, adalet temalarını içeriyor. Hükümet karşıtları, suçlular, muhalefet ve mitingler de bu evle ilgili konular. Yöneticilerin ciddi bir gerilim ve kaos ortamından çok "Adalet" anlayışının ve ahlakının zorunluluğunu idrak etmeleri gerekli.
Bu süreç idrak edilmediği sürece gerek yöneticiler, gerekse ülke baskı, zorluk ve zorbalıktan kurtulamayacak. Durum daha da ağırlaşacaktır. Çünkü Saturn Güney Düğüm ve Pluto üçlüsü geçmişten gelen tüm olumsuzlukları açığa çıkarıyor. 

Bireylerin burada kendi yaşamlarına düşen payı görmeleri ve her ferdin kendisini gerçekleştiren bir kehanete dönüşmesi gerekiyor. Özgürlük mü istiyorsunuz? Öyle ise önce ferd ve birey olmanın manası ve hakikatini gerçekleştirin. Güneş ve Ay Koç burcunda; "HAKİKATİ FERDİYYE"yi bilmeye çabalamak, anlamaya çabalamak, yaşamaya çabalamak gerekmez mi? Herkes karanlıkta filin bir yerinden tutmuş kendisini ilan ediyor. Bu yarım oluşlar aslında olamayışlar yüzünden... Oysa istenen;

gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "mukaddes emaneti ne yaptınız? " diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik..."

Necib Fazıl








5 Mart 2019 Salı

MERKÜR RETROSU BALIK BURCUNDA... BALIK DÜĞÜMÜ


BALIK DÜĞÜMÜ

Akşam olmuş saatler geceye doğru ilerliyor yavaş yavaş... Ruhun İnsan bedeninde ve kalıbında İnsan olmaya yol almaya çabaladığı şu karmaşık döngü. Sonsuzluğun özgür akışı içinde varoluş mücadelesi. Konular BALIK burcunda bir düğüm gibi dolanmış. GÜNEŞ 14 derece Balık Burcunda, Ay beş derece Balık Burcunda ve Merkür retrosu 29 derece Balık burcunda. Başta ortada ve sonda akan menziller BALIK manası üzerinde akışta...

Üstelik Uranüs 29 derecede Koç burcundan çıkmadan az önce, AlRısha yıldızı ile kavuşum yaparken, Merkür ile 30 derecelik bir açıda. AlRısha'nın anlamı tam da konumuzun üzerine bir düğüm gibi düşüyor. 

"BALIK DÜĞÜMÜ" demek. 

Sembolü; İki ayrı yöndeki balığın bir ip, bir düğüm ile birbirine bağlanışı.

Birleştirici etkiye sahip bir düğüm. Bu yıldız etkisini haritalarında barındıranlar için; kim olduğunu ve nereye gittiğini bilen birey olma vasfı öncelik kazanır. Zıtlıkları bir arada tutan özelliği ile Balık burcunun İnsan manasını her şeyi ile içinde gizli bir düğüm gibi barındırır, toplar ve biraraya getirir. Yine Necip Fazıl Kısakürek dizelerinden biri geldi takıldı dilime;


"Evet, her şey bende bir gizli düğüm;

Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!

Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm

Yetişir çektiğim mesafelerden!"


Ani ve beklenmedik süprizlere gebe bir süreç. Merkür retro hareketi süresince Jüpiter ile tekrar yapacağı kare açı 11 Mart ve sonrasında tekrar kesinleşecek. Düşünce, fikir ve kararlarda kaos etkisi... Belirsizlik... Bu belirsizlik içinde ulaşmaya çalışılan ideallerin büyüklüğü büyülerken gözleri korkup kaçmayın "ben bunu yapamam ya da yapamayacağım" diye.

Oysa belirsizlik diye bir şey yok. Siz kendinizi kararsızlıkta bırakmayın. Hedefleriniz, planlarınız ve programlarınız var ise karışıklık da yoktur zaten. Ama siz siz olun bu dönemde yeni kararlar almamaya, yeni işlere başlamamaya dikkat edin. Bu dönem, başladığımız işleri bitirmemiz ve tamamlamamız için mükemmel bir şekilde tasarlanmış. 

Siz sadece sürece ve akışa bırakın kendinizi. İnanın... Belki de hiç olmadığı kadar inancın sınandığı, büyüdüğü ve genişlediği bir evre bu süreç.


Güneş ve Ay Sa'd ul Ahbiyye menzilinde... Kavi esmasının yönetici olduğu bu menzil Melekler makamını temsil ediyor. Bu menzil bir şeylere başlamak için değil. Bu menzil varolan sıkıntılara rağmen kuvvetli olma zamanını gösteriyor. Tam Yeni Ay öncesi gerçekleşen bu Retro hareketinin özünü anlar isek, Yeni Ay Receb ve Cuma gecesi Regaib ile  manevi kuvvetin de desteği daha artacak ve kolaylaştıracak her şeyi Rabbimiz. Kuvvet ve gücü Allah'a havale edip tevekkül ile yol almanın zevkine erme saadeti...  Sevgi ile vazifesini yapan, kuvveti Allah'tan bilen kulun sırtı yere gelir mi? İnanan kulun kuvvetini seyretme vakti. 

"LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH"

Merkür'ün Retro hareketinin bulunduğu menzil, İNSAN makamını anlatır... El Cami esmasının yönetici olduğu ve tüm zıtların kendisinde toplandığı İnsan, yine kuvveti kendi özünden bulduğu ilahi kuvvet ile yol alabilir. Dönün bir bakın kendinize... "Ben" dediğiniz şeylere... Nereden nereye gittiğinize bir bakın. Muhasebe sadece kendimiz için değil, insanlık için İnsan olma adına verilen mücadelenin kendisidir aslında. 

Cevap arayan ve bulmak isteyen Merkür Balık burcunda dağılır. Düşünemez olur,düşüncede dağınıklıklar, aynı anda bir çok mevzu ile yüzleşmeler... Oysa burada yani Balık burcunda düşünme eylemi yerini inanca terkeder. Elbette zararlı bir süreç olabilir. Her şeye inanan ve sorgulamayan biri için bu kandırılmaya ve dolandırılmaya kadar gider. Merkür Balık burcunda geri hareketine başladığında inancımızı ya da uğruna feda ettiğimiz ve inandığımız şeyleri sorgulamaya başlarız. Kafamız karışır. duygularımız karışır. Ama hisler işte onlar kolay kolay yanılmaz. 

"BEN KİMİM, SAKİ OLAN KİMDİR, MEY DOSTLARI KİMLERDİR"

Balık burcunda yaşarken İnsan muhasebesini,Fuzuli'nin şu deyişi ne de güzel anlatıyor kendinden geçmenin ve kendinde olmanın hakikatini.

Balık burcunda yaşanan ve insanların idrak etmekte zorlandığı fikrin - yani kendinden geçmenin kendine varmak olduğunu - benlik duygusunun kaybıyla yaşanan ve nefs planında buna alışık olmayan insanın, "ama nasıl" kıvranışı olması gerekir. "Ben Kimim?" sorusuna Koç burcuyla cevap veririz. Son burç Balık burcunda "Sonsuzluk Kapısı" açılır önümüze. Orada her şey karmakarışık görünse de, olacak ve olan her şey karşımızdadır sonsuz seçenekler halinde.

"Ben Kimim?" sorusunu soran ve cevabını "Kendini bil!" diyerek veren bir birey için artık bunlar, çözümlenmesi gereken sorular değil, teslim olunması gereken konulardır. İnanç ve inanmanın kuvveti... 

Teslim olma zamanı. Bize uygulanan güce güç ile cevap verme zamanı değil... Kuvvetli olma zamanı. Benliğin "Ben" diyerek inşa ettiği her şeyin burada eridiğini, yok olduğu ve artık görünmez hale geldiğini bilirsiniz ya da bilmelisiniz. Eğer bilinmez bir benlik davası ile düşerseniz yola, bu yol çok çetin geçer. Kafanız çok karışır, depresif bir psikolojik süreç, kendine acıma, kurban psikolojisi, duygusal karmaşa, kandırma ve kandırılma kapıda sizi bekler...

Tüm yapılan fedakarlıklar, özveriler, empatiler, kendinden geçip vermeler... Bunların hepsi yanılgı mıydı? Bunları sorgulamanın bir anlamı yok aslında. İnsan kendi yapması gerekeni yapmış ise ve hele ki HAKK'ın rızası gözetilerek yapılmış ise, nefsin kendi kaybedişi ile ilgili haykırışları ve ağlamalarını çok da kafanıza takmayın. Nefs kendinden fazla ödün verdiği için kaybettiğini düşünür, nefs başkasının nefsini kendinden çok sevdiğinde kaybettiğini düşünür... Oysa bunlar Rabbi bilme ve anlamanın sırları... İnsan ne kadar çok kendinden geçer ise Rabbine yaklaşır. Önce bil ama kendini... En son durak işte o kendinden geçme anı... 

AŞK derler adına... Aşk kapısından geçmeyeni ise hiç bir menzil ağırlayamaz... Öyle ise soru tersine mi döndü şimdi yoksa? Önce kendini bil demiyor muyduk? 


Dergahın kapısını çalan talipliye sorar derviş: 

"Hiç aşık oldun mu sen?" 

"Hayır" der kapıdaki talip... 

"Öyle ise aşık ol ve öyle gel buraya"

der, derviş. 




İşte öyle...


28 Şubat 2019 Perşembe



"O belde Hangi bir kıt'a-yı muhayyelde?
Hangi bir nehr-i dûr ile mahdûd?
Bir yalan yer midir veya mevcûd
Fakat bulunmayacak bir melâz-i hulyâ mı? Bilmem... Yalnız
Bildiğim, sen ve ben ve mâi deniz
Ve bu akşam ki eyliyor tehzîz
Bende evtâr-ı hüzn ü ilhâmı.
Uzak Ve mâi gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak
Bu nefy ü hicre, müebbed bu yerde mahkûmuz... "
Ahmed Haşim - O Belde

   Mumît esmasının yöneticisi oldugu Belde menzilinde, teslimiyetin en üst derecesinde, kulun  seyretmesi arzu edilir. "İnandık" demekle bırakılmayan insanoğlu, nefsin arzu ve isteklerine bir ölü gibi cevap vermekle, tekamülün ve kulluğun arzu edilen Beldesi olan Topraklara giriş yapar.

   İnsan'ın özlem duyduğu o topraklar, o Belde ve tüm arzuladığı hürriyet kendisinde gizli. "Ölmeden evvel ölenlerin" menzili bu menzil. Ve bir tek onlar ulaşırlar o güzel Belde'ye... Toprakla bir olanların makamı.

26 Şubat 2019 Salı

AY JÜPİTER Kavuşumu YAY Burcunda; Hayat Nuru Yaşam Kıvılcımı



"Ve eğer kalbinizi,
yaşamınızın günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
acınızın, neşenizden hiç de
daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;" 

Halil Cibran

Duyguların ve hislerin coskunluğu, Hayat sırrına ermek üzere yola çıkar. Bu yolculuk İnsan'ın ın en büyük macerası. Yaşam içinde Hayat bulmanın sırrı. 

Herkes bir şekilde bu dünyada yaşıyor, nefes alıyor, ilişkiler kuruyor, duygularını deneyimliyor. Tecrübe bilgisi! Yaşam tecrübesi birçok insanın kendinde bulunan duygular ile karışık bir deneyim. 

Hiç kimse tecrübelerini, duygularından arınarak kullanmayı, objektif olmayı başaramaz. Çünkü işin içine duygular girdiği anda subjektif oluruz. Objektif bakışı kaybederiz. Elbette bunu yapabilenler yok değil. 

Muhasebenin iğne deliği ucundan kendini geçirmeyi basaranlarin marifeti bu... O iğne deliğinden bir kez geçmeye görün. Her şey boyun eğer karşınızda. Tüm Duygular, hisler ve arzular artık tamamen sizin dışınızda kalır. Hayy esması işler ve tüm boyun eğdiren arzu ve duygular, hakikatin bilgisine, marifetine ve irfanına erer. 

Tüm zorluklar, hayalkırıkları ve istenilen arzuların, hislerin ve duyguların gercekleşememesinin sebebi de bu... O iğne deliğinden geçememenin zorluğu... 

Tüm bunları niye mi yazdım? Yay burcunda gerçekleşen Ay Jüpiter kavuşumuna eşlik eden, önce Neptün Balık ve sonra Merkür Balık karesi yüzünden!.. 

Hayal ve gerçek arasındaki ince çizgide, taşan yaşam coskusunu, Berzah aleminde solumak nefessiz... 

#astrolojigünlüğü#kamermenzilleri👑 
#astrolog#astrology#astroloji 
#moon#ay🌙 
#pisces#balıkburcu#jupiter

23 Şubat 2019 Cumartesi

Venüs Pluto Kavuşumu Oğlak Burcunda .... Güzelin Peşinde!..



"Ölü noktada durdum
Tam dünya mümkün hayat
Zoru çağıran soru
Beni arar şu saat

Düşündürür düşünen
Yola savrulur külüm
Yorar adamı karar
Dünya sürgün be gülüm"

Salih Mirzabeyoğlu - Kanat

İnsanın En Büyük Eseri Kendisidir!


Güne damgasını vuran Venüs Pluto  Oğlak kavuşumunun, AY Terazi ile kare açısı da; ilişkilerde zor, takıntılı, tutkulu,güç ve otorite anlamları üzerinde hareket ediyor. Duygu ve hislerin tüm bunlara vereceği karşılık ise bir hayli zorlayıcı.

Sanatçılar ve yazarlar için, duygu ve his yoğunluğunun artması ile güçlü eserler üretebilecekleri güzel bir gün. Bugün kendinizi üretmek ve tüm benliğinizin derinliklerindeki en yoğun hislerle yugurarak yeniden doğmak zamanı...

Musavvir esmasının, şekillendiren ve biçim veren manası ile, ilahi terbiyenin seyrinde, en güzel insan şekline ulaşmak için zorlayalım hem kendimizi, hem eserimizi. İnsanın en büyük eseri kendisidir oysa. Hz. Yusuf bu makamda güzellik manasını hem zahir hem de batın tüm unsurlarıyla ne de güzel taşıyor!
İlişkilerde zorbalık ve şiddet içeren tüm kabalıklar ve her türlü kendini dikte eden davranışlar, hiç de olumlu bir karşılık bulmayacak.

Tüm bu tersliklerden korunabilmek için, her bireyin kendi içindeki zorba ile yüzleşip muhasebe etmesi gerekir. Duygusal krizlere açık bir gün. Duygu ve hislerinizin olumsuz bir şekilde sizi ele geçirip yönetmesine izin vermeyin.

Başkalarını kontrol etmek, manipüle etmek ya da baskı kurmak yerine, asıl nefsinizdeki bu yıkıcı özellikleri kontrol altında tutun ve terbiye edin. Yoksa süreç bir hayli hırpalayıcı. Nefsinize dikkat edin!

15 Şubat 2019 Cuma

HEDİYE



Kelime, ruh ağrısı, pusu kurdu yollara
Gönle dolan lezzetin, tadı yok bu ednada.
Denedim defalarca, sınırlı adımlarla
Ve yanmalı sadece erişilmez olana!..

Bilmediğim alemler dolanıyor dilimde
Cümle alem konuşur bu durmayan menzilde
Ne masallar anlatır inancın eteğinde
Ve isterim kendimi sonsuza dek sadece!..

Ah ne zor yaşıyorum nefes almak bahane
Bir bakışla verilir bin bir canım hediye...

Ayşegül Ahfa - Şiirlerim

14 Şubat 2019 Perşembe

Gün Batımı Kırgını

 


   Gün batıyor. Sağımda, havai gökyüzünden batan güneş, kızıl saçlarını savurarak, bir şenlik edasında, havai fiseklerin patlayışı gibi, renklerinin izini bırakarak gidiyor.

   Ve hüzün... Saatlerce aralıksız, kalbin, feryad eden ağıtlar eşliğinde yokluğa dalışını ve savruluşunu, neler olduğunu anlamadan şaşkın ve baygın... Zamanla mubtelasi olduğunuz bir tutkuya dönüşüverir o haller... Hüznün tatlı dokunuşları, zehirli bir ok gibi saplanmaya görsün göğsünüze. Sanki çok sevdiğiniz birini ölüler aleminden getirmiş gibidir. Onunla ne avunabilir ne sevinebilirsiniz. Yoğun bir ağırlık çöker üstünüze sonra. Artık tatlılıktan hiç bir eser kalmamıştır. Ağır acı bir istila başlar yavaş yavaş. Sanki amacı yüreğinizi yerinden söküp atmak ister gibi. Söküp atmak ve kurtulmak mümkün olsa, keşke, dersiniz...

   Sonra ölüm kokusu yayılır nefeslere... Ayrılık biter.

  FRANZ KAFKA VE DÖNÜŞÜM Astrolojik anlamda Plutonik bir dönüşüm nasıl olur dediğinizde işte bu hikaye... diyebilirim size Saturnden daha a...